Editörden

Dışarıya kulak vermek

6-7 Ekim 2009 tarihlerinde İstanbul’da yapılan IMF-Dünya Bankası yıllık toplantıları her sene olduğu gibi yoğun protesto gösterileri altında gerçekleştirildi. Belki önceki yıllarda yapılan toplantılardan bir farkı vardı bu yılki toplantının. Uluslar arası finansal kuruluşların tepe yöneticileri yaşanan küresel krizden gerekli dersleri çıkardıklarını, birtakım hatalar yaptıklarını ve bundan sonra daha düzgün davranacaklarını tekrar tekrar söylediler. Başbakanımız yaptığı konuşma da daha değişik bir cepheden yaklaşarak toplantılara katılanları dışarıdakilere kulak vermeye çağırarak daha önemli bir noktaya parmak bastı.

Dışarıdakilere ya da karşıt seslere kulak vermek hakikaten kulağa hoş gelen, demokratik eğilimleri çağrıştıran ancak önerilse de bir o kadar ihmal edilen bir eğilim.

Gerçekten de yaşantımıza baktığımıza iktidarın muhalefetin sesine kulak vermediğine, bankaların müşterilerin yükselen şikayetlerini dikkate almadığına, devlet memurlarının hizmet verdikleri halk kitlesine karşı duyarsız kaldıklarını sıklıkla görürüz. Seslerini duyuramayanlar bu şekilde dışarıda kalırlar ve hiçbir zaman seslerini duyuramazlar. Dolayısıyla ortaya bir sağırlık, iletişimsizlik hali ortaya çıkar. Bu sağırlık hali hizmet kalitesindeki iyileşmeyi engeller ve sonucunda hiçbir şey gerçekleşmeyecek, üretilmeyecek sürekli bir gürültü ortamı yaratır. Halbuki başbakanın parmak bastığı gibi her şeyin çözümü açık bir şekilde ortada. Herkes birbirine kulak verecek, özellikle seslerini duyuramayanlara kulak verecek ki hakkaniyet yerini bulsun.

Dışarıdakilerin seslerini duyurmakta zorlanmaları bir açıdan makul karşılanabilir. Ancak bunların seslerini duyuracakları araçlara sahip olanların bu fonksiyonlarını yerine getirmemeleri ya da fonksiyonlarını yanlış bir şekilde yerine getirmeleri elbette aynı derecede makul karşılanamaz. Bunlar kitlelerin seslerini duyurma yerine onlara bir anlamda amigoluk yaparak yanlış yöne sevk etmede enerjilerini harcarlar. Geriye dönüp bakıldığında onca gürültü patırtının boşa koparıldığı ortaya çıkar ama bunu yapanlar zaten ortada görünmez.

Ülkemizin esenlik ve sağlığı için önce kendimiz bu prensibi uygulamalıyız. Aykırı seslere yani dışarıdakilere kulak vererek toplumun huzur ve esenliğini maksimum seviyeye çıkarmaya gayret etmeliyiz. Parmak basılan nokta önemli, hatta sadece öneri olarak ortaya koyma, parmak basarak bırakılacak noktadan daha ötede önemli ve hayati. Sorunların çözümü burada yatıyor. Krizin arkasına bakıldığında da bir kendini düşünme, dışarıdakileri dışlama eğilimi yatmıyor mu? En azından bundan sonrasını kurtarmak için öneriyi uygulamaya geçirelim.

Yaz rehavetinin arkasından toparlanmak biraz zor oldu. Okuyucularımızın ortaya çıkan kısa bir gecikmenin farkında olduğunu bilerek yeni sayımızla karşınızdayız. Bu sayımızda da ilginç bulacağınız yazılar olacağını ümit ediyoruz. Yeni sayıda buluşmak dileğiyle.

A.Bülent Çağlar
Genel Yayın Yönetmeni
abcaglar@activegroup.biz